Blog / Şehir Fikri #4


Şehir Fikri‘ne ilham veren önemli bir şey daha var, onu anlatacağım.

Yaşadığınız şehirde yolunuzu nasıl buluyorsunuz? Veya: Artık kaybolmak mümkün mü? Telefonun sizi götürdüğü yere vardığınızda, orada olduğunuza dair ilk kanıtı nerede arıyorsunuz?

Bir oyun var, adı GeoGuessr. Olay şu: Dünyanın rastgele bir noktasına bırakılıyorsunuz, sonra haritanın sokak görünümü modunda etrafınıza bakarak nerede olduğunuzu tahmin etmeye çalışıyorsunuz. Ben artık oyun oynayamıyorum, onun yerine Twitch’te oyun oynayan insanların yayınlarını arka planda dinliyorum; GeoGuessr’a da böyle rastladım.

Oyun ilginç çünkü yeterince oynarsanız, dünyanın yollarının nasıl tasarlandığına dair sağlam bir iç görü edinebiliyorsunuz. Nerede olduğunuza dair sayısız ipucundan en çok ilgimi çekense “ışık”: Kuzey, Ekvator ve Güney’in (ve arada kalan tüm koordinatların) kendine özgü bir aydınlığı var.

Ama ilham başka bir yerde: İnsanlığın geliştirdiği en büyük haritalama araçlarından birini kullandığınız halde, nerede olduğunuzu kesinkes söyleyen şey yine sokak levhaları. Bir noktadan sonra oyun, bunları en hızlı bulanın kazandığı bir koşuşturmacaya dönüşüyor.

Bu yüzden, ben de kitaptan dili çıkardım. Hiçbir levha/plaka, dükkan tabelası veya dilin kendini belli ettiği bir emare yok. Çünkü izleyicinin bir şehirde değil, sadece bir şehir fikrinin içinde dolaşmasını istiyorum.

︎︎︎ Index